Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 588

Türkiye’de Basın ve İfade Özgürlüğü – 588

Engelliweb, Kısa Dalga, T24 ve çok sayıda gazetecinin hesabına erişim engeli; iki gazeteci tutuklandı; Deniz Göktaş tahliye edildi; Züleyha Müldür’e hapis cezası 

T24 internet sitesine ve sosyal medya hesaplarına erişim engellendi 

T24'ün internet ve sosyal medya hesapları “LGBT propagandası” yaptığı gerekçesiyle erişime engellendi. 

Karar, “Ailem Güvende" soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alındı. Mahkemenin kararı 5651 sayılı kanunun 8/A maddesine dayandırıldı. 

Söz konusu maddede erişimin engellenebileceği haller; yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması olarak sıralanıyor. 

Ali Tarakçı tutuklandı 

Gazeteci Ali Tarakçı, sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek 26 Eylül günü “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) suçlamasıyla tutuklandı. 

Tarakçı, geçtiğimiz hafta X hesabından paylaştığı “Çok önemli bir bakan Cuma günü istifa edecek” mesajının ardından gözaltına alındı. Tarakçı’nın adresinde arama ve dijital materyallerine el koyma talimatı verildi. Öte yandan Tarakçı'nın sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı alındı.  

Tarakçı, sevk edildiği Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. 

Nefes gazetesi Haber Koordinatörü Fatih Ergin tutuklandı 

Nefes gazetesi Haber Koordinatörü gazeteci Fatih Ergin, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de Silivri Cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturmayla ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek 28 Eylül günü tutuklandı. 

27 Eylül akşamı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı üstüne “yanıltıcı bilgiyi yayma” şüphesiyle evinden gözaltına alınan Ergin, emniyetteki işlemlerinin ardından 28 Eylül’de adliyeye sevk edildi. 

Savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderilen Ergin hakkında tutuklama kararı verildi. 

Soruşturmaya gerekçe olan paylaşım, Kozinoğlu soruşturmasında daha önce gözaltına alınan ve adli kontrolle serbest bırakılan doktor Turgay Tamer’in 27 Eylül’de Büyükçekmece’deki evinde ölü bulunmasıyla ilgiliydi. Ergin, Tamer’in ölümünü duyurduğu ilk paylaşımında kendisini “doktor” yerine “eski adli tıp çalışanı” olarak tanımlamıştı. Ergin daha sonra bu ifadeyi düzeltmişti. Başsavcılık ise doktor olarak görev yapan kişinin “adli tıp çalışanı” olarak tanımlanmasını suç sayarak soruşturma başlatmıştı. 

Öznur Değer hakkında “örgüt propagandası” davası  

JinNews Haber Müdürü Öznur Değer hakkında “örgüt propagandası” (TMK 7/2) iddiasıyla yeni bir dava açıldı.  

Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen iddianame, Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.  

Söz konusu iddianamede Değer’in kapatılan X hesabından yaptığı haber retweetleri ve alıntıları suçlamaya konu edildi. 

Kısa Dalga haber sitesi, engelliweb ve gazetecilerin hesaplarına erişim engeli 

Kısa Dalga haber sitesinin X ve Instagram hesapları erişime engellendi. 

İfade Özgürlüğü Derneği’nin erişim engelleme kararlarını izleyip belgelediği EngelliWeb (@engelliweb) projesinin de X hesabı erişime engellendi. 

Öte yandan, gazeteciler Esra Tokat, Dinçer Gökçe, Zübeyde Sarı, Ersin Eroğlu, Furkan Karabay, Tuğçe Yılmaz ve Hikmet Adal'ın hesaplarına da erişim engeli getirildi.  

“Casusluk” davasında tutukluluğa devam kararı 

Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın, görevden alınan tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün ile birlikte “siyasal casusluk” (TCK 328/1) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 29 Eylül 2026 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma Marmara Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonlarında yapıldı. 

P24 tarafından takip edilen duruşmada Yanardağ dahil bütün tutuklu sanıklar ve avukatları hazır bulundu. 

Duruşmada ilk sözü alan Ekrem İmamoğlu başka bir duruşması da olduğu için savunmasını yapmak istedi. Talebin kabul edilmesi üzerine savunmasına başlayan İmamoğlu gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu: 

“Vatandaşın birikimlerinin nasıl korunduğuna bugün hepimiz şahitlik ediyoruz. Denetleyen ile denetlenen aynı koltuğa sığışmışlar. Alın size casusluk hikâyesi. Yazabiliyor musunuz iddia makamı? Yazmaya var mı gücünüz? Var mı cesaretiniz? Ben biliyorum. Siz cevap vermeyin. Yok, cesaretiniz olamaz.” 

Tanık beyanlarına ve mütalaaya karşı savunma yapan gazeteci Merdan Yanardağ, TELE1’e atanan kayyum hakkında “yayını durdurmak için kanalı devraldıkları ve görevlerini yapmadıkları” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Ayrıca sahiplendikleri Güneş isimli köpeğe kayyumun bakmadığını ve Güneş’in barınağa gönderildiğini de anlattı. Yanardağ şunları söyledi: 

“TELE1 el konuldu. TELE1, 144 kişinin çalıştığı, Türkiye’de RTÜK lisansı bulunan, yasalara göre çalışan, Ticaret Kanunu’na göre faaliyet sürdüren, Basın Kanunu’na göre çalışan bir medya kuruluşuydu. Bugün kapattılar. Uydu yayınını kestiler. Kablo yayınını kestiler. Digiturk yayınını kestiler. Atadığınız kayyum bir medya kuruluşunu yok etti. Suç işliyorsunuz.” 

Bütün savunmaların tamamlanmasının ardından duruşmaya bir saat ara veren mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Dava 23 Aralık 2026 tarihine ertelendi. 

Haberin ayrıntıları için tıklayın. 

Ali Çağatay her iki suçlamadan da beraat etti

Gazeteci Ali Çağatay hakkında “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) ve “devletin kurum ve organlarını aşağılama” (TCK 301) suçlamalarıyla açılan davanın ikinci duruşması 1 Ekim 2026 günü İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.  

Çağatay ve avukatı Turgut Kazan salonda hazır bulundu. 

Çağatay, gazeteciler arasında yanlış bilgi verenler olabileceğini ancak bunun bütün meslek mensuplarına mal edilemeyeceğini ifade etti. “Genellemeler çok tehlikelidir. Genelleme yaparsanız bütün gazetecileri içeri atabilirsiniz” diyen Çağatay, 35 yıldır gazetecilik yaptığını ve birçok kanalın kuruluşunda yer aldığını anlattı. 

Avukat Kazan da haberin yanlış olduğunun ortaya çıkmadığını ve suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat talebinde bulundu. 

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Çağatay’ın paylaşımının ifade özgürlüğü ve haber verme hakkı sınırlarını aştığını öne sürdü ve her iki suçlamadan da ceza istedi. 

Mahkeme Çağatay’ın iki suçlamadan da beraatına hükmetti. 

Çağatay bu dosya kapsamında yaklaşık üç ay tutuklu kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edilmişti. 

Joakim Medin’in davası Ocak 2027’ye ertelendi 

İsveçli gazeteci Joakim Medin hakkında, gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve örgüt propagandası suçlamalarıyla açılan davanın dördüncü duruşması 1 Ekim 2026 günü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Medin’in avukatı duruşmada hazır bulundu. 

Dava 5 Ocak 2027 gününe ertelendi. 

Gazeteci Züleyha Müldür’e "örgüt üyeliği" suçundan 6 yıl 3 ay hapis 

Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Züleyha Müldür’ün “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davanın altıncı duruşması 29 Eylül 2026 günü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 

P24’ün takip ettiği duruşmaya Züleyha Müldür ve avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, duruşma başlarken savcıdan esas hakkındaki mütalaasında bir değişiklik olup olmadığını sordu. Savcı da iddianame doğrultusunda cezalandırma istediği mütalaasını tekrar etti. 

Züleyha Müldür esas hakkındaki savunmasında şunları söyledi: “Mütalaaya katılmıyorum. Bahsi geçen suçlamalar benim anayasal haklarımdır. Aynı zamanda gazetecilikten sosyalist ve feminist olmaktan gelen haklarımdır. Bunlardan dolayı cezalandırılmak isteniyorum. Bunlara katılmıyor ve beraatımı talep ediyorum.” 

Müldür’ün avukatı Lokman Emen, dosyadaki sosyal medya taramalarının “sanal devriye” aracılığıyla toplandığını ancak polisin bu yetkisinin Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğini, buna karşın bu yolla delil toplanmaya devam edildiğini söyledi ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesini talep etti. 

Hükmünü açıklayan mahkeme Müldür’ün “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. 

Haberin ayrıntıları için tıklayın. 

Komedyen Deniz Göktaş hapis cezasıyla birlikte tahliye edildi 

Komedyen Deniz Göktaş'ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övmek” suçlamalarıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması 28 Eylül 2026 günü İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Duruşmada Göktaş ve avukatları ile davanın müştekisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı da hazır bulundu. 

Göktaş savunmasına, “kuyu tipi” olarak bilinen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumundan getirildiğini belirterek başladı. 3 Temmuz’dan bu yana günlerinin güneş almayan, hiçbir tutuklu veya hükümlü ile iletişim kuramadan bir hücrede geçtiğini aktaran Göktaş, bu süreçte, yüksek güvenlik gerekçesiyle diğer cezaevlerinden farklı olarak ailesiyle haftada yalnızca 10 dakika telefonda konuşabildiğini kaydetti. Göktaş 

Göktaş’ın savunmasının ardından avukatları, müvekkillerine atılı suçların unsurlarının oluşmadığına dikkat çekerek beraat ve tahliye talep etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı ise şikayetlerinin devam ettiğini belirterek davaya katılma talebinde bulundu. Mahkeme katılma talebini kabul etti. Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Göktaş’ın iddianame doğrultusunda cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliye edilmesini istedi. 

Mahkeme, Göktaş hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 7 ay 15 gün; “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Yargıç, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili ise "suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen netice, sanığın kastı” gibi gerekçelerle Göktaş’ın 11 ay 20 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Cezaevindeyken Daltonlar çetesi ile ilgili şakası gerekçe gösterilerek tutuklandığı “suçu ve suçluyu övmek” suçundan ise beraatına hükmedildi.  Mahkeme, Göktaş’ın tutuklulukta geçirdiği süreyi göz önünde bulundurarak yurt dışı çıkış yasağı ile tahliyesine karar verdi. 

Haberin ayrıntıları için tıklayın. 

Barış Terkoğlu hakkında Süleyman Soylu’nun şikâyeti üstüne açılan dava başladı 

Gazeteci Barış Terkoğlu hakkında, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun şikâyeti üstüne “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, 28 Eylül 2026 günü Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. 

Terkoğlu ve avukatı duruşmaya katılmadı. 

Soylu’nun avukatı davaya katılma talebinde bulundu. 

Mahkeme talebi kabul ederek, davayı 28 Aralık 2026 gününe ertelendi. 

En az 23 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde                                            

İki gazetecinin tutuklanmasının ardından, 2 Ekim 2026 günü itibarıyla Türkiye’de en az 23 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.    

Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir. 

Yukarı