Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Osman Kavala davasında AİHM Türkiye’yi mahkûm etti; İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması; gazeteci Dilek Gappi ifadeye çağırıldı
Osman Kavala davasında AİHM Türkiye’yi mahkûm etti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala'nın ikinci başvurusunda kararını salı günü Strazburg'da açıkladı. Mahkeme, Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin beş ayrı maddesini ihlal etmekten mahkûm etti.
Mahkeme, ifade özgürlüğü (10. madde), toplanma ve örgütlenme özgürlüğü (11. madde), adil yargılanma hakkı (6. maddenin 1. fıkrası), özgürlük ve güvenlik hakkı (5. maddenin 1. fıkrası) ile hakların sınırlandırılmasına ilişkin 18. maddenin ihlal edildiğine hükmetti. Ayrıca koşullu salıverilme imkânı tanımayan ağırlaştırılmış müebbet cezasının, denetim mekanizması bulunmaması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddeyi ihlal ettiğini tespit etti.
Kararın merkezinde, Kavala'nın 25 Nisan 2022'de verilen ve kesinleşen mahkûmiyetine ilişkin tespit yer alıyor.
Mahkeme, bu mahkûmiyetin "bariz bir adalet reddi" (flagrant denial of justice) oluşturan bir yargılamadan çıktığına hükmetti. Karara göre yargılama, usulün adilliğini ve mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini etkileyen ciddi ve temel eksikliklerle sakatlandı. Mahkeme bu eksikliklerin, iç hukukun yorumlanmasında sıradan bir hatanın ötesine geçen bir keyfilik ortaya koyduğunu belirtti.
Bu nedenle Kavala'nın "mahkûmiyet sonrası" tutulmasının 5. maddenin 1. fıkrası anlamında "hukuki" olmadığına karar verildi.
Mahkeme ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinin Gezi Parkı olayları bağlamında yorumlanma biçiminin, hükmün kapsamını öngörülemez şekilde genişlettiğini ve keyfi müdahaleye karşı asgari korumayı sağlamadığını tespit etti.
Kavala 18 Ekim 2017'den bu yana tutuklu.
AİHM 10 Aralık 2019'daki ilk kararında, tutukluluğun 5. maddenin 1. ve 4. fıkralarını, ayrıca 18. maddeyi ihlal ettiğine hükmetmiş ve Türkiye'nin derhal tahliye sağlaması gerektiğini belirtmişti.
Kavala tahliye edilmeyince Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Şubat 2022'de dosyayı ihlal prosedürü kapsamında Mahkeme'ye taşıdı. AİHM 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Bu mekanizma AİHM tarihinde yalnızca ikinci kez kullanılmıştı.
Kavala 25 Nisan 2022'de İstanbul'da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı; karar temyiz ve istinaf aşamalarından geçerek kesinleşti.
Salı günkü karar Büyük Daire'ye ait ve nihai; temyiz yolu kapalı. Uygulanması Bakanlar Komitesi'nin denetiminde olacak.
İngiliz ekonomist Timothy Ash'e 'Cumhurbaşkanına hakaret' soruşturması
Bodrum'da iş insanlarının katıldığı bir finans toplantısında dünya liderlerine yönelik eleştirilerde bulunurken AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adını telaffuz eden İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299) suçlamasıyla resen soruşturma başlatıldı.
Sunumu sırasında dünya siyasetindeki mevcut duruma dair analizler yapan ve devletlerin değil, liderlerin kişisel çıkarlarının ön planda olduğunu savunan Ash, "sosyopat liderler çağında" olunduğunu ifade etmişti.
Bu duruma örnek verirken ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu sayan Ash, cümlenin devamında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adını anmıştı. Durumu fark ettikten sonra sözlerini kesen Ash, salondakilere espriyle karışık bir dille seslenerek "Bunu söylemedim, videoya çekmeyi bırakın. Yarın Sabah gazetesinin manşetinde olur" demişti.
Aydın’da üç gazeteci hakkında “yanıltıcı bilgiyi yayma” şüphesiyle soruşturma
Aydın Denge gazetesinin temsilcisi Emin Aydın, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yeşim Ülken ve muhabir İslam Keleş hakkında “yanıltıcı bilgiyi yayma” (TCK 217/A) iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Soruşturma, gazetenin Facebook hesabından “Erdoğan Vefat Etti” yazılı bir paylaşım üzerine açıldı. Paylaşımın aslında “Gülşen Erdoğan” isimli bir vatandaşın vefat ilanına ilişkin olduğu belirlendi.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ifadeye çağırıldı
AKP ve MHP'li yöneticilerin İzmir'deki gazetecilere yönelik tutumlarına karşı “Gazeteciler Kimsenin Emir Eri Değildir” başlıklı açıklama yayımlayan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, ifadeye çağırıldı.
MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, “Terörsüz Türkiye” sürecine destek amacıyla düzenlenen buluşmada yaşanan gerginliği haberleştiren Dijitalgaste.com muhabiri Gamze Eskiköy’ü arayarak haberin kaldırılmasını istemişti. Şahin’in daha sonra gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ümit Özmen'i arayarak hakaret ettiği öne sürülmüştü.
Ayrıca, AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da “Menemen Kent Arşivi ve Müzesi”nin temel atma töreninde, Bergama Belediye Başkanı’nı YENİ Parti’den AKP’ye kazandırmak için ziyaret gerçekleşeceği yönündeki yazıya yanıt vererek, “Ey paçavra gazeteci, buradan söylüyorum, yazdığın şey paçavra” demişti.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti de bu gelişmelere karşı “Gazeteciler Kimsenin Emir Eri Değildir” şeklinde basın açıklaması yayımlamıştı.
İBB davasında gazeteciler Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç savunmalarını yaptı
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile gazeteciler Ruşen Çakır, Soner Yalçın, Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç’in de aralarında bulunduğu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasının ikinci haftasında Yavuz Oğhan ve Şaban Sevinç savunmalarını yaptı. Duruşma, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu önüne inşa edilen yeni salonda görüldü.
“Örgüte yardım” suçlamasıyla yargılanan Oğhan, 26 Ağustos günü savunmasını yaptı. Otuz beş yıldır gazetecilik yaptığını söyleyen Oğhan, rencide edici bir suçlamayla karşı karşıya olduklarını ifade etti. Emniyetteki ifade sürecini anlatan Oğhan, “Yapanların ‘gözaltı’ demediği, ‘gözaltında değilsem gidebilir miyim’ dediğimde ‘hayır’ yanıtını aldığım bir süreçten geçtik” dedi.
Gizli tanık ifadesiyle suçlandığını belirten Oğhan, “Delil olarak önümüze konulan şeyse baz kayıtlarıydı. Murat Ongun ile buluştuğum, Emrah Bağdatlı’yla bir araya geldiğime dair iddialar var. Bağdatlı’yla hiçbir zaman bir araya gelmedim, tanımıyorum. Yüzün üzerinde baz kaydı var, çoğu Beşiktaş’ta. Benim evim de ofisim de Beşiktaş’ta. Her ofise gittiğimde Emrah Bağdatlı’yla konuşmuşum gibi algılanıyor” dedi.
“Örgüte yardım” iddiasıyla yargılanan Sevinç, "Hayatım boyunca hep legal sınırlarda kaldım. Hiçbir yasa dışı oluşum, örgüt faaliyeti içinde olmadım. Türkiye’nin en önemli, en etkili yayın organlarında gazetecilik yaptım. Türkiye’nin bütün siyasetçileri hakkında defalarca haber yaptım. İlk defa başıma böyle bir şey geliyor" dedi.
Kendisini "fikri hür bir gazeteci" olarak tanımlayan Sevinç, meslek hayatı boyunca hiçbir kişi veya kurumdan emir ve talimat almadığını söyledi. Sevinç, "Hiç kimse bana emir ve talimat veremez. Hele ki belli bir çıkar karşılığı, para karşılığı ‘Şu haberi yap, bu haberi yap’ gibi bir şeye kimse cesaret edemez" ifadelerini kullandı.
Dava diğer sanıkların ifadeleriyle devam ediyor.
Narin Güran belgeseli hakkında soruşturma
Narin Güran cinayetine ilişkin 140journos YouTube kanalında yayımlanan “Şeytantepe” belgeseli hakkında soruşturma başlatıldı.
Soruşturmanın, Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve JASAT’ın başvurusu üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma, “soruşturma ve kovuşturma süreçlerini itibarsızlaştırmaya yönelik faaliyetler kapsamında” başlatıldı. Soruşturma kapsamında belgeselin çekim, yapım ve finansman sürecinde rol alan kişiler ile bu kişiler arasındaki para hareketleri mercek altına alındı.
Merkez Bağlar ilçesine bağlı kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde ikamet eden Güran ailesinin 8 yaşındaki kızları Narin, 21 Ağustos 2024 günü camideki Kur’an kursuna gitmek için evden ayrılmış ve kendisinden bir daha haber alınamamıştı. Yaklaşık 2 bin personelle yapılan arama çalışmalarına, Ankara’dan gönderilen özel ekip de dahil olmuştu. Arama çalışmalarının 19. gününde 8 Eylül’de Narin’in cansız bedeni Tavşantepe Mahallesi’ne yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki Eğertutmaz Deresi’nde bulunmuştu.
En az 19 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde
28 Ağustos 2026 günü itibarıyla Türkiye’de en az 19 gazeteci ve medya çalışanı tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.
Ayrıntılı listeye bu bağlantıdan erişilebilir.
