Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Gazeteci Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada sanık Abdurrahman Murat’ın avukatları “iş yoğunluğu” gerekçesiyle duruşmaya katılmadı. Dava 7 Ekim’e ertelendi
CANAN COŞKUN, İSTANBUL
Gazeteci ve video-aktivist Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025’te Esenyurt’ta sokakta dövülerek öldürülmesine ilişkin failler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” (TCK 81) suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması 22 Eylül 2026’da Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24’ün takip ettiği duruşma öncesi adliye çevresi ve duruşma salonu önünde yoğun önlem alındığı görüldü. Çevik kuvvet polisleri duruşma salonun önünde kalkanlarla bekletildi. Duruşma salonuna dört gazetecinin girmesine izin verildi. Duruşmayı takip etmek üzere Yeni Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, TİP Milletvekili Sera Kadıgil ve EMEP’li Levent Tüzel de salondaydı. Hakan Tosun’un ailesi ve avukatları ile sanık Adnan Şahin’in avukatları duruşmada hazır bulundu. Diğer sanık Abdurrahman Murat’ın avukatları ise iş yoğunluğu ve savunma için yeterli süre bulunmadığı iddiasıyla mazeret sunarak duruşmaya katılmadı. Sanıklar ise tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Mazeret reddedildi
Mahkeme başkanı, duruşmanın başında sanık Abdurrahman Murat’ın avukatlarının iş yoğunluğu ve esas hakkındaki savunma için yeterli süre olmadığı gerekçesiyle mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmadıklarını duyurdu. Duyurudan sonra da mazereti reddettiklerini açıkladı.
Savcı 10 Eylül 2026 tarihinde sunduğu esas hakkındaki mütalaayı tekrar ederek sanıkların “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını istedi. Savcı, hükümle birlikte tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.
Daha sonra Hakan Tosun’un ailesine esas hakkındaki mütalaa ile ilgili görüşü soruldu. Tosun’un annesi “Müebbet hapislerini istiyorum. Onlar çocuklarıyla konuşabiliyor ama ben konuşamıyorum. Benim yaşadığımı yaşasınlar” dedi. Tosun’un kardeşleri de savcının mütalaasına katıldıklarını söyledi.
Hakan Tosun’un ailesinin avukatlarından Cemal Yücel esas hakkındaki mütalaaya ilişkin beyanda bulundu. Hakan Tosun’un çevre mücadelesini anlatan avukat Yücel, “Öldürme olayını iki ayrı kamera çekmeseydi belki de bu günleri göremeyecektik. Çünkü sanıkların delilleri yok etme girişimi vardı” dedi. Avukat Yücel, Tosun’un öldürülmesiyle ilgili kamera kaydının olmadığı en küçük bir an bile olmadığının altını çizdi. Sanık Abdurrahman Murat’ın Hakan Tosun’a ilk saldıran kişi olduğunu aktaran avukat Yücel şöyle devam etti:
“Abdurrahman Murat çok şiddetli bir şekilde dört tekme atmıştır. Tekmeler o kadar şiddetlidir ki Hakan tekmeler sebebiyle geriye doğru gitmiştir. Haksızlık varsa sanıklardan Hakan’a yöneliktir. Sanık Abdurrahman bununla yetinmemiştir. Yedi dakika önce diğer sokağın başına gelen, bekleyen ve olayları izleyen Adnan Şahin de onun yanına gitmiş ve bir tekme atmıştır. Sonra iki sanık aynı araca binerek sokağın içine girmiştir.”
Avukat Yücel, görüntü kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunda sanık Adnan Şahin’in Hakan Tosun’a elektrik direğinin dibinde vurduğunun belli olmadığının aktarıldığını hatırlattı. Buna karşın sanık Abdurrahman Murat’ın Şahin’in de vurduğunu söylediğini hatırlattı. Avukat Yücel, sözlerine şöyle devam etti:
“Hiç vurmadığı belirtilen Adnan Şahin de önce tekme atıp sonra silkeleyip yere atıyor. Dört tanık da bunu söyledi ve Adnan Şahin’in vurmasından sonra Hakan Tosun’un sesinin kesildiğini anlattılar. Eğer öldürme kasıtları olmasaydı bu kadar şiddetli tekme atıp, Hakan Tosun’un yanına bir kez daha gelip saldırmazlardı.”
“Ölüm istemeyen insan kaçmazdı”
Öldürme kasıtlı davalara ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler veren Yücel “Darbelerin yoğunluğu ve sayısı göz önüne alındığında öldürme kastı ortadadır” dedi. Avukat Yücel, Hakan Tosun’un öldürülmeden önce bindiği metrobüste yaşanan olaya ilişkin tanıkların ve görüntülerin de davaya eklendiğini hatırlatarak bunların davayla ilgisi olmadığını kaydetti. Savcının da bu olayın davayla ilgisi olmadığına mütalaasında yer verdiğini belirten Yücel, bu olayın Hakan Tosun’u itibarsızlaştırmak için dosyaya eklendiğini söyledi. Yücel, “Sanıkların ölümü istediğine dair başka kanıtlar da var. İkinci saldırıdan sonra sanık Abdurrahman Murat motosikletle olay yerine geliyor. O sırada vatandaşlar da toplanmış. Ölüm istemeyen insan ambulans arar ama onlar kaçıyor. Kendileri de teslim olmadı. Kasıtları ortadadır” dedi.
Haksız tahrik iddiasıyla ilgili de konuşan avukat Yücel, “Haksız tahrikin oluşması için Hakan Tosun’un hiddete yol açabilecek davranışları olması gerekirdi” dedi. Avukat Yücel, sanıklar ve avukatları tarafından ortaya atılan “kanında fentanil bulunduğu” iddiasına da yanıt verdi. Yücel, bunların Hakan Tosun’a hastanedeyken verilen ağır ilaçlardan kaynaklandığını aktardı. Avukat Yücel sanıkların üzerlerine atılı suçu iştirak halinde işledikleri söyledi.
Daha sonra Hakan Tosun’un diğer avukatı Hakan Bozyurt söz aldı. Bu sırada mahkeme başkanı dosyada hüküm açıklanmayacağını, avukatların yokluğunda karar verirse hükmün istinaf mahkemesi tarafından bozulabileceğini söyledi. Sözlerine devam eden Bozyurt, dosyaya dahil edilmeyen ve Tosun’un avukatları tarafından “üçüncü şüpheli” olduğu söylenen Yusuf Özakdağ’dan bahsetti. Bozyurt, bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi ve Hakan Tosun’un kişisel eşyalarının kendilerine iade edilmesini talep etti.
Sonraki duruşmaya gelmezse barodan avukat çağrılacak
Daha önce söylediklerini tekrar ettiklerini ifade ettiler. Bu sırada mahkeme başkanı Abdurrahman Murat’a avukatlarının nerede olduğunu sordu. Sanık Murat bilmediğini söyleyince başkan bir sonraki duruşmaya da gelmezlerse barodan avukat atanacağını söyledi. Salonda bulunan diğer sanığın avukatları da tahliye ve beraat talep etti. Mahkeme davayı 7 Ekim 2026’ya erteledi. Üçüncü şüpheliyle ilgili suç duyurusunda bulunulması talebine ilişkin karar verilmedi.
Dava hakkında
Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 günü Esenyurt’ta yaşayan ailesini ziyaret etmek üzere yola çıktı. Eve gitmeyince ailesi durumu polise bildirdi. Saatler gece yarısını gösterirken Esenyurt’ta yerde birinin yattığına ilişkin emniyete iki ihbar gitti. Ambulans, yerde yatan kişiyi Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürmüştü ama üzerinde ne bir kimlik ne de başka bir şey olduğundan kimliği tespit edilememişti. Bu sebeple hastane polisi sonradan Hakan Tosun olduğu ortaya çıkacak kişinin hastaneye getirilişini saat gece 2:50 civarı “adli olay” diye kayda geçirdi. Gözünde ve boynunda darp izleri olan Tosun bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda tutuluyordu.
Tüm bunlar yaşanırken ailesi ve yakınları Hakan Tosun’un nerede olduğunu sosyal medyada sormaya başlamıştı. Ailesi gece saat 4:00 civarı polisin aramasıyla Hakan Tosun’un hastanede olduğunu öğrendi, ancak oraya gittiklerinde Tosun’u bulamadılar, çünkü kaydı yapılmamıştı. Kardeşi Öznur Tosun, kayıp başvuru yaptıktan sonra polis parmak izi almış, Hakan’a bu şekilde ulaşmışlardı.
Emniyet, Hakan Tosun’a saldırılmasıyla ilgili 11 Ekim 2025’te şüphelileri telefonla karakola çağırdı. Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin "kasten yaralama" suçundan tutuklandı. Bir gün sonra da Hakan Tosun, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti. Tosun’un yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre önce ona saldıranların güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri servis edildi. Görüntülere göre Tosun’a saldıran grupta üç kişi vardı. Üçüncü kişi Tosun’a saldırdığı için tutuklanan kişileri taşıyan motosikletliydi. Motosikletli Yusuf Ö., tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.
Görüntülerin basında yer almasından sonra şüpheli yakınlarının Tosun’un bırakıldığı yeri gören dükkanın kamerasını aldıkları, sorulması halinde polisin gelip kendilerinden alabileceklerini söylediği ortaya çıktı.
Hakan Tosun’un cenazesi 17 Ekim 2025’te toprağa verildi. Aynı gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturma aşamasında yaşananlarla ilgili resmi bir açıklama yaptı. Açıklamada olay yeri yakınındaki işyerinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yapmadığı iddia edilmişti. 300 saatlik görüntü üzerinde inceleme yapılmış, 12 farklı kameraya ait görüntü soruşturma dosyasına eklenmişti. Açıklamada şüpheli yakınlarının işyerinin görüntülerine el koymasıyla ilgili de inceleme başlatıldığı, işyeri sahibi ve iki şüpheli yakınının gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakıldığı aktarılmıştı.
Hakan Tosun’un avukatları, 23 Ekim 2025’te yaptıkları ilk basın açıklamasında delillerin özensiz toplandığını vurgulamış, olay yerinde bir hafta sonra Hakan Tosun’un küpesinin bulunduğunu aktarmıştı. O günlerde Hakan Tosun’un kimliği ve cüzdanı kayıptı. Çantası da önce hastanede ortaya çıkmış, sonra 15 Ekim’de Mevlâna Karakolunda tutanakla kayda geçmişti.
Hakan Tosun’un ailesi, 6 Mart 2026’da motosikletli Yusuf Ö. ve Esenyurt Mevlâna Karakolunda görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede Yusuf Ö.’nün olayları yatıştırmaya çalışmak yerine Tosun’a yapılanları izlediği bu sebeple hakkında “kasten insan öldürme” suçundan kamu davası açılması istenmişti. Olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve saldırganların birbiriyle veya başka kişilerle irtibatlarının anlaşılması için tüm şüphelilerin olay zamanı, olay öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtlarının getirtilmesi, telefonlarına el konularak inceleme yapılması talep edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun ailesinin suç duyurusundan dört gün sonra 10 Mart’ta soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. İddianame Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekeye dayandırılmıştı. İddianamede Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.
İddianameye dayanak fezlekede Tosun’un vücudundaki yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri bakımından yüzüne aldığı darbeyle ve yere düşmesiyle oluşabileceği öne sürüldü. Şüphelilerin eyleminin öldürmeye yönelik olmadığı öne sürülen fezlekede Hakan Tosun’u suçlama yoluna da gidilmişti. Şüphelilerin öne sürdüğü Tosun’un alkollü olduğu iddiasını desteklemek için savcılık Tosun’un bindiği metrobüsten yedi kişinin ifadesine başvurmuştu.
Fezlekede, şüpheliler olay yerinde birbirine çok yakın durduğu için kimin nasıl darp ettiğinin tam anlaşılmadığı öne sürülmüştü. Hakan Tosun’u darp etmediğini öne süren Abdurrahman Murat, üzerine yürüdüğü için uzaklaştırmak için bir tane yumruk attığını öne sürmüş, Adnan Şahin de yerde yatan Hakan Tosun’u kontrol etmek için ayağıyla dürttüğünü iddia etmişti.
