Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Mahkeme, tanıkların henüz dinlenmemiş olmasını gerekçe göstererek yaklaşık yedi aydır tutuklu bulunan Gürbüz’ün tutukluluğun devamına karar verdi. Dava 8 Aralık’a ertelendi
TANSU PİŞKİN, İSTANBUL
Yaklaşık yedi aydır tutuklu bulunan gazeteci Nadiye Gürbüz hakkında “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 15 Eylül 2026 günü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
P24 tarafından takip edilen duruşmada tutuklu gazeteci Nadiye Gürbüz ve avukatları hazır bulundu. Duruşmayı gazeteciler ve Gürbüz’ün yakınları da takip etti.
Savunmasına 29 yıldır gazetecilik yaptığını belirterek başlayan Gürbüz, “Ben sosyalist bir gazeteciyim ve bunun için tutuklandım. Savcılık iddianamesi, Atılım Gazetesinde ve ETHA’da yayımlanan haberlerim nedeniyle tutuklandığımı açıkça söylüyor” dedi ve şöyle devam etti:
“İddianamede 9 itirafçı beyanı var. İtirafçıların tamamı gazeteci olduğumu söylemiş. Bu bilgileri sosyal medyaya bakan herkes görür. Herkesin bildiğini 9 kişiye söyletmek için boşuna vakit harcanmış. İtirafçılar, beyanlarıyla Atılım gazetesini ve ETHA’yı yasa dışı, çalışanlarını da yasa dışı örgüt üyesi ilan etmiş. Atılım gazetesi de ETHA da yasa dışı bir örgüt ya da partiyle ilişkili değildir. Yayıncılık faaliyetini sürdürürken de kimseden talimat almaz. Ben çalıştığım hiçbir dönemde böyle bir şeye tanık olmadım.”
“İkametim olmayan bir adres ikametimmiş gibi gösterilip polis tarafından basılmıştır. Burada çıkan hiçbir materyal bana ait değildir. Savcılık gözaltına alınmamın ardından yapılan sosyal medya paylaşımlarını suçlamaya delil yapmış, örgütün bana sahip çıktığını iddia etmiştir. Ben gazeteciyim, meslek örgütlerinin, gazetecilerin paylaşım yapması ve dayanışma göstermesi normaldir.”
Son olarak iddianamedeki MASAK raporlarına da dikkat çeken Gürbüz, “İddianameye konulan MASAK raporlarında kira ödemesinden kızıma, arkadaşlarıma yaptığım ödemeler bile yer almış. Sosyalistiz diye banka hesabı kullanamayacak mıyız” dedi ve tahliyesini talep ederek savunmasını sonlandırdı.
Tanıklar dinlendi
Gürbüz’ün savunmasının ardından dosyada tanık olarak yer alan gazeteci Pınar Gayıp duruşmaya çağrıldı. Gayıp’a MASAK raporundaki Gürbüz tarafından gönderilen para soruldu. Gayıp “Kiramı ya da faturamı ödeyememişimdir, Nadiye bana destek olmuştur. Başka bir açıklaması yok” dedi.
Gürbüz’ün ev arkadaşı da tanık olarak çağrıldı ve MASAK raporundaki para alışverişi soruldu. Tanık para alışverişini, Gürbüz ile aynı evi paylaştıkları ve dolayısıyla ortak ödemeleri olduğu gerekçesiyle açıkladı.
Gizli tanık bağlandı
Davanın gizli tanıklarından biri olan O.D., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak ifadesine başladı. Gürbüz ile birebir hiç tanışmadığını belirten tanık şunları söyledi:
“Şahsı internet sitesindeki röportajlarından ve örgüttekilerin bahsettiği kadarıyla bilirim. ETHA’da çalıştığını, basın yayın faaliyetlerini biliyorum. ETHA da MLKP’nin basın yayın organıdır. Başka bir ayrıntı bilmiyorum.”
Avukat Hanbayat: “Mükerrer davadan beraat kararı var”
Tanıkların ardından konuşan Gürbüz’ün avukatlarından Meral Hanbayat ise Gürbüz hakkında aynı iddialarla mükerrer soruşturma ve dava açıldığını, açılan davada beraat kararı verildiğini ve bu kararın onandığını söyledi ve müvekkilinin tahliyesini talep ederek şunları söyledi:
“Müvekkilim, beraat kararı onandıktan bir yıl sonra yine aynı iddialarla gözaltına alınıp tutuklandı. İddialar aynı: Etkin Haber Ajansı’nda çalışmak. Müvekkilim bu son dava sebebiyle tutukluyken yine aynı iddialarla hakkında soruşturma açıldı. Eğer tutuklu olmasaydı yine aynı iddiadan tutuklanacaktı. Yani müvekkilim aynı iddialar sebebiyle sürekli ve sürekli karşınıza çıkabilir.
Dokuz itirafçının tamamı Gürbüz’ü ETHA’da çalışan bir muhabir olarak tanıdıklarını söyledi. Örgüt üyesi olmanın şartları yasada bellidir; hiyerarşi ve devamlılık gerekir. Burada böyle bir durum yok. Biz Nadiye Gürbüz’ün gazetecilik faaliyetlerini, ETHA’da ve Atılım gazetesinde çalışmasını konuşuyoruz.
“Kanunilik ve şahsilik prensibine uygun olarak sanığın somut fiil ve hareketinin ortaya konması lazım ve iddianın da böyle gelmesi lazım. Ancak kanunilik bu kadar kötü yorumlanır, esnetilirse herkes örgüt üyesi olabilir.”
Tutukluluğa devam kararı verildi
Savunmaların ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı gibi gerekçelerle tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tanıkların henüz dinlenmemiş olmasını gerekçe göstererek Gürbüz’ün tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Dava 8 Aralık 2026 tarihine ertelendi.
Dava hakkında
Nadiye Gürbüz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 3 Şubat 2026 sabahı 22 kentte düzenlediği operasyon kapsamında gözaltına alındı. 5 Şubat’ta İstanbul Adliyesi’ne getirilen Gürbüz, 56 kişiyle birlikte tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi. Hâkimlik, Gürbüz’ün de aralarında bulunduğu 47 kişi hakkında “delillerin henüz toplanmamış olması, kaçma ve saklanma şüphesi” gerekçeleriyle tutuklama kararı verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Gürbüz’ün “örgüt üyeliği” suçundan cezalandırılması talep edildi. Savcılık, MLKP’nin açık yapılanmaları arasında Etkin Haber Ajansı (ETHA), Sosyalist Gençlik Dernekler Federasyonu (SGDF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ölümsüzlerin ve Tutsakların Sesi Platformu (ÖTSP), Atılım Gazetesi ve çeşitli dergilerin bulunduğunu ileri sürdü.
İddianamede Gürbüz hakkında farklı soruşturmalarda alınmış dokuz etkin pişmanlık ifadesine yer verildi. İfadelerde Gürbüz’ün ETHA’da muhabir olarak çalıştığı, MLKP’nin açık alan faaliyetleri içerisinde yer aldığı, geçmişte SKM çalışması yaptığı ve basın alanında faaliyet yürüttüğü yönünde beyanlar aktarıldı. Bazı ifadelerde Gürbüz’ün MLKP adına eğitim ve tartışmalar yürüttüğü, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği ve anma eylemleri ile etkinliklere katıldığı da iddia edildi.
Savcılık ayrıca Gürbüz’ün MLKP’nin 30. kuruluş yıldönümü etkinliğine ve 20 Şubat 2025 tarihli Suruç anmasına katıldığını, MLKP Merkezi Komite üst yöneticisi olduğu ve Terör Arananlar Listesinde kırmızı kategoride bulunduğu belirtilen İbrahim Çiçek ile röportaj yaptığını belirtti. İddianamede Gürbüz’ün HTS kayıtlarında terör suçlarından işlem gören 281 kişiyle iletişim kurduğu, MASAK raporunda ise terör suçundan işlem gören 28 kişiyle aynı soruşturma dosyasında bulunan iki kişiyle para transferinin bulunduğu aktarıldı.
Savcılık, ETHA’nın sosyal medya hesaplarında MLKP Merkezi Komitesinin talimatlarının yayımlandığını ve örgütün gerçekleştirdiği eylemlerin ETHA’nın internet sitesinde paylaşılarak sahiplenildiğini iddia etti.
Gürbüz’ün gözaltına alındığı adreste yapılan aramada hakkında çok sayıda toplatma ve yasaklama kararı bulunan “örgütsel dokümanlar” ele geçirildiği iddiası ve Gürbüz’ün katıldığı bir Google Meet toplantısı da iddianamede yer aldı.
Savcılık, Gürbüz’ün gözaltında bulunduğu sırada açlık grevi yapmasını “örgütsel tavır” olarak değerlendirirken, Gürbüz’ün sosyal medya hesabında örgütsel içerikli paylaşımlar yaptığını ve gözaltına alınmasının ardından örgütün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan sosyal medya hesaplarında kendisi hakkında çok sayıda paylaşım yapıldığını savundu.
Savcılık, dosya kapsamında elde edilen delillere dayanarak Gürbüz’ün MLKP adına ve örgütün çağrıları doğrultusunda düzenlenen etkinliklere katıldığını, örgüt adına eylem ve faaliyetlerde bulunduğunu ve örgüte yeni eleman kazandırmak için faaliyet yürüttüğünü ileri sürdü. İddianamede, Gürbüz’ün üzerine atılı suçu işlediği yönünde kamu davası açılması için yeterli suç şüphesi bulunduğu belirtildi.
