Expression Interrupted

Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.

Gazeteci Hakan Tosun'un öldürülmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Gazeteci Hakan Tosun'un öldürülmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Gazeteci, Hakan Tosun’un sokak ortasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, sanıkların “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Sanıklar hakkındaki kararın 22 Eylül açıklanması bekleniyor

CANAN COŞKUN, İSTANBUL

Gazeteci ve video-aktivist Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025’te Esenyurt’ta sokakta dövülerek öldürülmesine ilişkin failler Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” (TCK 81) suçlamasıyla yargılandığı dava kapsamında savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. İddianamedeki suçlama doğrultusunda hazırlanan mütalaada, sanıkların eylemleriyle Tosun’un ölümü arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunduğu belirtilerek sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu aktarıldı.

Hakan Tosun’un öldürülmesine ilişkin davanın son duruşması 8 Temmuz’da Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. Bu duruşmada mahkeme başkanı, esas hakkındaki mütalaanın celse arasında hazırlanması durumunda 22 Eylül’de görülecek duruşmada sanıklar hakkındaki hükmü açıklayacağını duyurmuştu.

Savcılığın celse arasında hazırladığı mütalaada, kamera görüntülerine göre sanık Abdurrahman Murat’ın uyarılarını dikkate almayan Hakan Tosun’a saldırdığı ve Murat’ın Tosun’a ilk vuran kişi olduğu belirtildi. Savcı, mütalaada Hakan Tosun’un bu saldırı üzerine bir an için sinkaflı sözlerle karşılık verdiğinin kabul edilse bile bunun hakaret olmadığını, sanık Murat’ın haksız yere sataşması ve müdahalesine karşı bir tepki olduğunu kaydetti.

“Haksız tahrik indirimine gerek yok”

Diğer sanık Adnan Şahin ile Hakan Tosun arasında hiçbir konuşma geçmediğini aktaran savcı, Şahin’in yerde yatan Hakan Tosun’a doğrudan müdahalede bulunduğunu kaydetti. Savcı, bu sebeple sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi yapılmasını gerektiren Hakan Tosun’dan kaynaklanan haksız bir hareket bulunmadığının altını çizdi.

Savcı, kamera görüntülerinin incelenmesi ile düzenlenen kolluk tutanakları ve bilirkişi raporlarında sanıklardan Abdurrahman Murat'ın Tosun'a birden fazla kez tekme ve yumruk ile vurduğunun, Tosun’un başını aşağı çekerek tekmelediğinin tespit edildiğini kaydetti. Ardından sanık Adnan Şahin’in de Tosun’a tekme attığını, yakasından tutarak yukarı kaldırdığını ve sertçe aşağı bıraktığını anlattı. Savcı, sanıkların kendilerine karşı koyamayacak halde yerde yatar haldeki Hakan Tosun'a ısrarla yumruk ve tekme atmasının öldürme kasıtlarını ortaya koyduğunu aktardı.

Hakan Tosun’un hayati önem taşıyan baş bölgesinden yaralanması, yaralanmanın mahiyeti, vücudunda hedef alınan bölge, darbe sayısı ve yaralanma sonucunda ölümün meydana geldiğini hatırlatan savcı, sanıkların eylemleriyle ölüm arasında bir neden-sonuç ilişkisi olduğunu kaydetti.

Dava hakkında

Hakan Tosun, 10 Ekim 2025 günü Esenyurt’ta yaşayan ailesini ziyaret etmek üzere yola çıktı. Eve gitmeyince ailesi durumu polise bildirdi. Saatler gece yarısını gösterirken Esenyurt’ta yerde birinin yattığına ilişkin emniyete iki ihbar gitti. Ambulans, yerde yatan kişiyi Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne götürmüştü ama üzerinde ne bir kimlik ne de başka bir şey olduğundan kimliği tespit edilememişti. Bu sebeple hastane polisi sonradan Hakan Tosun olduğu ortaya çıkacak kişinin hastaneye getirilişini saat gece 2:50 civarı “adli olay” diye kayda geçirdi. Gözünde ve boynunda darp izleri olan Tosun bilinci kapalı bir şekilde yoğun bakımda tutuluyordu.

Tüm bunlar yaşanırken ailesi ve yakınları Hakan Tosun’un nerede olduğunu sosyal medyada sormaya başlamıştı. Ailesi gece saat 4:00 civarı polisin aramasıyla Hakan Tosun’un hastanede olduğunu öğrendi, ancak oraya gittiklerinde Tosun’u bulamadılar, çünkü kaydı yapılmamıştı. Kardeşi Öznur Tosun, kayıp başvuru yaptıktan sonra polis parmak izi almış, Hakan’a bu şekilde ulaşmışlardı.

Emniyet, Hakan Tosun’a saldırılmasıyla ilgili 11 Ekim 2025’te şüphelileri telefonla karakola çağırdı. Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin "kasten yaralama" suçundan tutuklandı. Bir gün sonra da Hakan Tosun, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini kaybetti. Tosun’un yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre önce ona saldıranların güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri servis edildi. Görüntülere göre Tosun’a saldıran grupta üç kişi vardı. Üçüncü kişi Tosun’a saldırdığı için tutuklanan kişileri taşıyan motosikletliydi. Motosikletli Yusuf Ö., tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Görüntülerin basında yer almasından sonra şüpheli yakınlarının Tosun’un bırakıldığı yeri gören dükkanın kamerasını aldıkları, sorulması halinde polisin gelip kendilerinden alabileceklerini söylediği ortaya çıktı.

Hakan Tosun’un cenazesi 17 Ekim 2025’te toprağa verildi. Aynı gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü soruşturma aşamasında yaşananlarla ilgili resmi bir açıklama yaptı. Açıklamada olay yeri yakınındaki işyerinde bulunan güvenlik kamerasının kayıt yapmadığı iddia edilmişti. 300 saatlik görüntü üzerinde inceleme yapılmış, 12 farklı kameraya ait görüntü soruşturma dosyasına eklenmişti. Açıklamada şüpheli yakınlarının işyerinin görüntülerine el koymasıyla ilgili de inceleme başlatıldığı, işyeri sahibi ve iki şüpheli yakınının gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakıldığı aktarılmıştı.

Hakan Tosun’un avukatları, 23 Ekim 2025’te yaptıkları ilk basın açıklamasında delillerin özensiz toplandığını vurgulamış, olay yerinde bir hafta sonra Hakan Tosun’un küpesinin bulunduğunu aktarmıştı. O günlerde Hakan Tosun’un kimliği ve cüzdanı kayıptı. Çantası da önce hastanede ortaya çıkmış, sonra 15 Ekim’de Mevlâna Karakolunda tutanakla kayda geçmişti.

Hakan Tosun’un ailesi, 6 Mart 2026’da motosikletli Yusuf Ö. ve Esenyurt Mevlâna Karakolunda görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçede Yusuf Ö.’nün olayları yatıştırmaya çalışmak yerine Tosun’a yapılanları izlediği bu sebeple hakkında “kasten insan öldürme” suçundan kamu davası açılması istenmişti. Olayın tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve saldırganların birbiriyle veya başka kişilerle irtibatlarının anlaşılması için tüm şüphelilerin olay zamanı, olay öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtlarının getirtilmesi, telefonlarına el konularak inceleme yapılması talep edildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tosun ailesinin suç duyurusundan dört gün sonra 10 Mart’ta soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. İddianame Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekeye dayandırılmıştı. İddianamede Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianameye dayanak fezlekede Tosun’un vücudundaki yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri bakımından yüzüne aldığı darbeyle ve yere düşmesiyle oluşabileceği öne sürüldü. Şüphelilerin eyleminin öldürmeye yönelik olmadığı öne sürülen fezlekede Hakan Tosun’u suçlama yoluna da gidilmişti. Şüphelilerin öne sürdüğü Tosun’un alkollü olduğu iddiasını desteklemek için savcılık Tosun’un bindiği metrobüsten yedi kişinin ifadesine başvurmuştu.

Fezlekede, şüpheliler olay yerinde birbirine çok yakın durduğu için kimin nasıl darp ettiğinin tam anlaşılmadığı öne sürülmüştü. Hakan Tosun’u darp etmediğini öne süren Abdurrahman Murat, üzerine yürüdüğü için uzaklaştırmak için bir tane yumruk attığını öne sürmüş, Adnan Şahin de yerde yatan Hakan Tosun’u kontrol etmek için ayağıyla dürttüğünü iddia etmişti.

Davanın ilk duruşması 6 Mayıs 2026’da yapılmıştı. Duruşmayı takip etmeye gelen Hakan Tosun’un yakınları ve gazeteciler adliye binasında polislerin kalkanlı müdahalesi maruz kalmıştı. Duruşmada Tosun’un Esenyurt’a giderken bindiği metrobüste bulunan yolcular ve öldürüldüğü mahalledeki sakinler ve olaya karıştığı belirtilen üçüncü kişi tanık olarak dinlenmişti. Mahalleli bir tanığın ifadesi sırasında korktuğu için çocuğuna devlet koruması istemesi dikkat çekmişti. Duruşma savcısı tanıklar ve sanıklar arasındaki HTS kayıtlarının dosyaya getirilmesini ve üçüncü şüpheli olduğu belirtilen Yusuf Özakdağ hakkında olayla ilgili bir soruşturma yürütülüp sorulmasını istemişti. Mahkeme HTS kayıtlarının dosyaya gönderilmesine karar vermişti.

Davanın ikinci duruşması ise 8 Temmuz 2026’da yapılmıştı. Bu duruşmada sanıklar ve avukatları, Hakan Tosun’un Esenyurt’a gelirken bindiği metrobüste çıkan tartışmada basına darbe aldığını iddia etmişti.

Yukarı