Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskının öncelikli hedefi gazeteciler ve akademisyenler. Yüzlerce gazeteci ve akademisyen hakkında soruşturma açıldı, birçoğu tutuklandı. Bu site ifade özgürlüğünü kullandığı için soruşturma ve kovuşturmaya uğrayanlar hakkındaki yasal süreci takip etmektedir.


Geçtiğimiz yıl Haziran ayında gözaltına alınarak Artvin’e götürülen beşi gazeteci yedi kişi hakkındaki soruşturmayı tamamlayan savcılık, gazetecilerin milletvekilleri, avukatlar ve hak savunucularıyla görüşmelerini suç saydı
CANAN COŞKUN, İSTANBUL
Artvin merkezli soruşturma kapsamında Haziran 2025’te gözaltına alınarak Artvin’e götürülen gazeteciler Semra Pelek, Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk, Metin Yoksu, Yavuz Akengin, çevirmen Melisa Efe ve internet sitesi geliştiricisi Ozan Cırık hakkındaki soruşturma tamamlandı. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede gazetecilere “örgüt üyeliği” (TCK 314) suçlaması yöneltildi. Artvin Ağır Ceza Mahkemesine sunulan iddianame yetkisizlik kararıyla İstanbul’a gönderildi. Dosyanın gönderildiği İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederek ilk duruşma tarihini 24 Kasım olarak belirledi.
Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede suç tarihi gazetecilerin savcılığa sevk edildikleri gün olan 13 Haziran 2025 olarak geçti, suç yeri de Artvin olarak yazıldı. 39 sayfalık iddianamede Fethullah Gülen cemaatinin amacı ve örgütün hiyerarşik yapısına değinildi. Darbe girişimi sırasında yaşananlara da yer verilen iddianamede Boğaziçi Köprüsü’nün kapatılmasından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalanmasından, Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 jetlerinin alçak uçuş yapmasından da bahsedildi. Gazetecilerin “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması” içinde olduğunun öne sürüldüğü iddianamede bu bağın nasıl kurulduğuna dair herhangi bir somut bilgiye yer verilmedi.
Artvin jandarmasının araştırması
İddianameye göre gazetecilere yönelik soruşturma Artvin jandarmasının savcılık talimatı olmadan yaptığı açık kaynak araştırmasıyla başladı. Açık kaynak çalışmasında İçişleri Bakanlığının gri kategorisinde yakalama kararı bulunan Hopa doğumlu gazeteci Sevinç Özarslan’ın yurtdışında Fethullahçı yapının etkinliklerine katıldığı, hazırladığı haberleri hem kendine ait mecrada hem de Kronos internet sitesinde yayınlandığı aktarıldı. İddianamede Kronos internet sitesinde Fethullahçı yapıyla bağlantılı kişilerin içeriklerinin bulunduğu ve sitenin isminin “zaman” anlamına geldiği için Zaman gazetesinin devamı niteliğinde olduğu aktarıldı. Açık kaynak raporunda gazeteciler Doğan Ertuğrul, Turhan Bozkurt ve Selahattin Sevi’nin Kronos internet sitesinin kurucu, editör ve yazar kadrosunda olduğu da belirtildi. Bu kişilerin yurt içinde ve yurt dışında bulunan kişilerden “destek” adı altında topladıkları paraları yurtiçine aktararak maddi geliri olmayan kişilerin örgütten kopmasını engellemek için kullandıkları iddia edildi. Hazırlanan bu rapor daha sonra Artvin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.
Telefon görüşmesi suçlaması
İddianamenin suçlama dayanaklarından birini gazetecilerin meslektaşları, milletvekilleri, avukatlar ve hak savunucularıyla telefon görüşmeleri oluşturdu. Bu suçlama gazetecilere jandarmadaki sorguları sırasında da yöneltilmişti. Jandarma kayıtlarında Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye eski Temsilcisi Erol Önderoğlu için “aranıyor” diye yazılmıştı. Gazetecilerin telefon görüşmesi yaptığı için suçlandığı kişiler arasında gazeteciler Nadire Mater, Hasan Cemal, Erol Önderoğlu, Faruk Eren, Evrim Kepenek, Diren Yurtsever, Seyhan Avşar, Hayri Demir, Ozan Kaplanoğlu, Aziz Oruç, Ruşen Takva, Mimar Kaya, DİSK Basın İş Sendikası’nın eski genel başkanı Faruk Eren, avukatlar Hürrem Sönmez ve Ramazan Yılmaz, adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı, insan hakları savunucusu avukat Mehmet Raci Bilici, dönemin HDP milletvekilleri Oya Ersoy, Tayip Temel, Tuma Çelik, Leyla Güven ve dönemin CHP milletvekili olan şimdinin İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu da vardı. Bu kişilerin Jandarma sisteminde “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlarından kaydı olduğu belirtildi. Davaların sonuçlarına ilişkin hiçbir bilgiye yer verilmedi.
İddianamede, gazeteci Semra Pelek’in Skype uygulaması üzerinden Doğan Ertuğrul, Selahattin Sevi ve Ermeni gazeteci Alin Ozinian ile görüşmesi de suçlama haline getirildi.
MASAK raporu
İddianamenin dayanaklarından biri de Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) 14 Şubat 2025 tarihli raporu. Raporda, gazetecilerin yaptıkları haber ve çeviriler karşılığında aldığı telif ücretleri suç delili haline getirildi. Öte yandan gazetecilerin dayanışma amacıyla birbirine gönderdiği küçük miktarlı para transferleri de soruşturma aşamasında gazetecilerin önüne suçlama olarak konulmuştu.
Gazete kupürleri delil sayıldı
İddianamede, gazeteci Yavuz Akengin’in Ankara’daki ikametinde yapılan aramada el konulan Zaman gazetesi kupürlerinden de bahsedildi. Zaman gazetesinin dokuz adet kupüründen ele geçirildiği belirtilen iddianamede, Akengin’in 2015 yılında Pak Medya İş Sendikası’nda örgütlü olması da suç delili olarak kayda geçirildi. Akengin savcılıktaki beyanında, 2013-2016 yılları arasında kayyım atanana kadar Zaman gazetesinde muhabir olarak çalıştığını, daha sonra farklı işler yapmak zorunda kaldığını söylemişti. Akengin, Zaman gazetesinden tanıdığı Selahattin Sevi’nin teklifiyle Kronos adlı haber sitesinde 2020 yılında telif karşılığı çalışmaya başladığını, burada editörlük yaptığını ve bir süre Velev adlı internet sitesine de haber gönderdiğini aktarmıştı.
“Taraf gazetesinde çalışma” suçlaması
İddianamede gazeteci Dicle Baştürk’ün YouTube’daki Kronos TV kanalında yayınlanan “Analiz” isimli programda moderatörlük yaptığı belirtilirken Baştürk’ün programda izleyenlerden kanala abone olunmasını istemesi de suçlama haline getirildi. Baştürk’ün telefonuna da el koyan savcılık, WhatsApp’taki sohbetlerini ve aramalarını da inceledi. Programda kayıtlı kişiler arasında avukat Efkan Bolaç’ın da yer aldığını aktaran iddianame, Bolaç hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla arama kararı olduğunu öne sürdü. Gazeteci Cevheri Güven’in de kayıtlı olduğunu aktaran savcılık, Güven’in de “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan arandığını kaydetti.
Savcılık, Baştürk’ün 2009-2015 yılları arasında Taraf gazetesinde çalıştığını kaydetti ve gazetenin “FETÖ aidiyeti, irtibatı ve iltisakı” olduğu gerekçesiyle kanun hükmünde kararnameyle kapatıldığını hatırlattı.
Signal kullanma suçlaması
Dava kapsamında gazetecilere yöneltilen suçlamalardan biri de dünya çapında tahmini 40 ila 70 milyon aktif kullanıcısı bulunan mesajlaşma uygulaması Signal uygulamasının telefonlarında bulunması ve Signal uygulaması indirme linki mesajı almaları. Hâkim karşısına çıkacak çevirmen Melisa Efe’nin telefonunda yüklü Signal uygulaması suç delili haline getirilirken gazeteci Semra Pelek’e uygulamanın indirme linkinin mesaj olarak gönderilmesi suçlama olarak yöneltildi. İddianamede, Signal uygulamasıyla ilgili olarak “15 Temmuz 2016 sonrasında FETÖ Terör Örgütünün ve üyelerinin ByLock haberleşme programı yerine Signal uygulamasını kullandığına dair açık kaynak bilgileri bulunduğu” iddia edildi.
“Telifi geçimimi sağlamak için kullandım”
Gazeteci Semra Pelek, meslektaşlarıyla telefon görüşmelerinin suçlama konusu yapılmasıyla ilgili bu görüşmelerinin meslek icabı olduğunu belirtti. Pelek, daha önce Milliyet gazetesinde birlikte çalıştığı Selahattin Sevi'nin kendisini pandemi döneminde aradığını, fotoğraf üzerine kuracağı bir siteden bahsettiğini, sitenin hazırlıkları ile ilgili olarak kendisinden Alman basınında yer alan haberleri Almanca'dan Türkçe'ye çevirisini telif karşılığında yapıp yapamayacağını sorduğunu söyledi. Sevi'nin kendisine gönderdiği haberlerin çevirisini yaparak gönderdiğini aktaran Pelek, çeviriler karşılığında telif ücreti aldığını, bu parayı da geçimini sağlamak için kullandığını söyledi. Pelek, Tempo dergisinde çalışırken tanıdığı Doğan Ertuğrul'un birkaç yıl önce kendisini arayarak Kronos haber sitesinde editörlük teklif ettiğini, ancak kendisinin bu teklifi kabul etmediğini söyledi.
Çevirmen Melisa Efe de kendisine sorulan Free Journalist ve Kronos isimli internet sitelerini bilmediğini söyledi.
Hâkim karşısına çıkacak gazetecilerden Eylem Emel Yılmaz da Ahval ve Kronos internet sitelerine telif karşılığında haber hazırladığını, bu sitelerin yanı sıra Journo, Yeşil Gazete, Euronews Türkçe ve Independent Türkçe internet siteleri için de telif karşılığı röportaj ve haber hazırladığını aktardı.
“FETÖ ile organik bağ” suçlaması
Kürt gazeteci Metin Yoksu da Kronos internet sitesine birkaç kez telif karşılığında haber hazırladığını belirterek, Selahattin Sevi’nin kendisine iş teklif ettiğini ancak çalışma şekli uygun olmadığı için kabul etmediğini aktardı. İddianamede, Metin Yoksu'nun “FETÖ silahlı terör örgütü ile organik bağının bulunduğuna delalet ettiği” öne sürülerek, Yoksu’nun eylemlerinin gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu iddia edildi.
Davada yargılanacak kişilerden biri de internet sitesi geliştiricisi Ozan Cırık. Cırık, 2018 yılında Doğan Ertuğrul ile görüştükten sonra Kronos internet sitesinin bakımını ve aksayan hususlarıyla ilgili çalışmak için anlaştığını, bu çalışmanın 2025 yılı başlarında bittiğini söyledi. Cırık, Şubat 2023’teki Maraş depremlerinden sonra depremzedeler için yürütülen yardım çalışmalarına katılmıştı. Cırık’ın jandarma sorgusunda gönüllülere gönderdiği 300 TL suç unsuru olarak dosyaya girmişti.
İddianame, yetkisizlik kararıyla İstanbul gönderilmesinin ardından İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, gazeteciler hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerinin devam etmesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca Asya Katılım Bankası Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak yargılanan gazetecilerin hesapları varsa bunların hareketlerinin gönderilmesini istedi. İstanbul Organize Şube Müdürlüğüne yazı yazılarak gazetecilerle ilgili sorgulama yapılmasını isteyen mahkeme, gazeteciler hakkında “örgütlü suçlar bilgi bankası” sorgulaması yapılmasına hükmetti.
Ne olmuştu?
Dava kapsamında yargılanacak gazeteciler 13 Haziran 2025’te Artvin’den gelen jandarmalar tarafından gözaltına alınarak karayoluyla Artvin’e götürülmüştü. Üç gün gözaltında tutulan gazeteciler Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk, Yavuz Akengin ve Ozan Cırık 16 Haziran’da tutuklanmış, 1 ay cezaevinde tutulmuşlardı. Gazetecilerin tutukluluğu hapis koşulları da gündeme gelmişti. DİSK’e bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), gazeteci Eylem Yılmaz’ın hapishanedeki koşullarına ilişkin bir açıklama yapmış, cezaevinde kapasite doluluğu gerekçe gösterilerek Yılmaz’a yatak verilmediğini, bir battaniye üzerinde, yerde yatmak zorunda bırakıldığını aktarmıştı. Gazeteci Metin Yoksu da 26 Haziran’da ifade vermek için gittiği Batman Adliyesinde tutuklanarak cezaevine konmuştu. Yoksu, bir ay sonra 25 Temmuz 2025’te tahliye edilmişti.
